17 Mart 2016 Perşembe
Liseli Öğrencimin Annesi Hande'yi Siktim
Merhaba Sex Hikayeleri okuyucuları, 1997’de çalışmaya başladım ve ders verdiğim sınıflardan biri de lise son sınıflardı. Sınıfta birbirinden güzel, boylu poslu 15 civarı kız öğrenci vardı. Görünüşleri ve körpelikleri ne kadar kışkırtıcı olsa da kendimi tutmayı hep başardım. Sınıftaki kız öğrencilerin gözlerimin içine baka baka külotlarına kadar bacaklarını aralamaları sınıfta gördüğüm sıradan manzaralar haline gelmişti artık. Sınıftaki erkek öğrencilerin de için için bana kıl olduklarını açıkça hissediyordum. Sınıfın yarısı size hayran hayran bakarken diğer yarısı düşmanca tavırlar besliyorsa sağlıklı bir sınıf ortamından söz etmek mümkün olamaz tabii ki. Erkek öğrencilere benim onlara rakip olmadığımı göstermek ve bu soğukluğu gidermek istiyor ve bunun için fırsat kolluyordum ki beklediğim fırsat ayağıma kendiliğinden geldi. Çocuklar beni yapacakları basketbol maçına davet ettiler. Günde 1 paket sigara içsem de, onlar benden 8-9 yaş genç olsa da düzenli spor yaptığım için formum iyiydi ve seve seve kabul ettim bu öneriyi. Amaçlarının beni rezil etmek ve küçük düşürmek olduğunu daha maç başlar başlamaz anladım fakat kolay pes edecek biri olmadığım için daha da hırslandım ve karşı takımı (bana maç boyunca dirsek atıp, çelme takmalarına rağmen) eze eze yendik. Maç derslerden sonraydı ve maçı kız öğrenciler de izliyordu ve ben basket attıkça çılgınca alkışlıyorlardı. Bir ara onlara “Alkışlarınız size yüksek sözlü notları olarak geri dönmeyecektir” diye takıldım. Sınıfımdaki tüm öğrencilerle iyi bir ortam yakalamıştım sonunda ve basketbol maçlarımız haftada 2 kez yaptığımız düzenli bir faaliyet haline gelmişti. Karşı takımın tüm oyuncularını geçerek kızlara ve bana şov yapmaya çalışan bazı öğrencilerimi hırslarını mantıklı kullanmaları konusunda eğitmeye çalıştım ve sanırım başarılı da oldum bu işte.
Okula servisle gidip gelmeme rağmen maç yaptığımız günlerde servise yetişemediğim için metro ya da otobüsle dönüyordum eve. Yine maç yaptığımız bir akşamüstü okulun kapısından çıkmıştım ki bir araba yanaşıp durdu. Açılan kapıdan Pelin adında bir öğrencim çıkıp “Hocam annemle sizi gideceğiniz yere bırakalım” dedi. Kendisi arka kapıyı açınca bana da açık olan ön kapıdan girip annesinin yanına oturmak kaldı. Pelin’in annesi Hande’nin çok hoş ve alımlı bir kadın olduğu arabanın içinden bile belli oluyordu. Boyu en az 1,70 olmalıydı ve arabanın içi çok hoş kokuyordu. Benimse üzerimde eşofman ve yağmurluk vardı, elbiselerimi asmış ve kılıfta taşıyordum. Terli olduğumu ve duş alamadan çıktığım için ter kokabileceğimi söyleyip özür diledim. Hiç ter kokmadığımı söyledi Hande bana. Bu arada Pelin de ön koltuklar arasından başını uzatmış beni övüyordu annesine.
Kızarıp bozarıyor fakat gülümseyerek ve şaka yaparak belli etmemeye çalışıyordum rahatsızlığımı. Hande bana eşinden boşandığını, eşinin tekrar evlendiğini, kendisinin de kızıyla yaşayıp ona hem annelik hem de babalık yapmaya çalıştığını anlattı. Üçkuyular’a gelince beni bırakmalarını, yolun geri kalanını gidebileceğimi söylememe rağmen beni eve bırakmakta ısrar etti Hande ve benim tarifime uyarak beni eve kadar bıraktı.
Bu olaydan 1 ay sonra sömestre tatili başladı ve ikinci sömestre başladıktan 2 hafta sonra grip oldum. Doktora gidip 3 gün istirahat aldım ve annem üzülmesin diye ona söylemedim hasta olduğumu. İstirahatımın ikinci günü evde uzanmış dinlenirken kapı zili çaldı. Kapıyı açtığımda şoke olmuştum; karşımda iki eli poşetlerle dolu bir halde Hande duruyordu. Ben şaşkın şaşkın bakarken o bana gülümseyip “beni içeri davet etmeyecek misin yoksa?” dedi. Ben kapıyı iyice açıp onu içeri davet ettiğimde ise yine o hoş kokusu ve tüm ihtişamıyla içeri girdi. “Ayaktayken arabanın içindekine nazaran daha da uzun görünüyorsun” dedim gülerek.
Elindeki poşetleri mutfak bankosuna bırakırken şuh bir kahkaha koyuverdi Hande. Hasta olduğumu bir akşam önce kızı Pelin’den duymuş ve gece uyumaya çalışırken de beni ziyaret edip bir şeye ihtiyacım olup olmadığına karar vermiş. İçimden “gece yatakta tek başına erkeksizlikten kıvranırken beni ziyaret etmeye karar verdiğine, şuh bir şekilde giyinip tüm zarafetiyle hasta ziyaretine geldiğine ve daha içeri girmeden senli benli konuşmaya başladığına göre Hande kesinlikle aranıyor” diye geçirmeden edemedim gülümseyerek. Hande getirdiği poşetleri açıp mutfakta bana yiyecek bir şeyler hazırlarken ben de oturmuş onu izliyor ve sorduğu sorulara yanıt veriyordum. Hasta olmama, başımın zonklamasına ve boğazımın ağrımasına rağmen o an arkadan Hande’ye sarılıp, eteğini yukarı doğru sıyırıp haşince onu becerdiğimi hayal ettim onu izlerken. “Sustun” dedi.
“Seni izliyordum” diye yanıtladım. Gerçekten de “insan bu hatunu ayak bileklerinden başlayıp ince boynuna kadar öpmeye kalksa en azından 15-20 dakika geçer” diye düşünüp yine gülümsedim ama o bunu fark etmedi. Hazırladığı çorbaya bol miktarda karabiber attı ve yememi istedi. “Bu karabiberli çorba seni hemen terletir ve çabucak iyileştirir” dedi. Gerçekten de daha çorbayı içerken terlemeye başlamıştım bile. Yemek ve salatadan biraz yedikten sonra terlemem iyice arttı ve yatağa girmek istediğimi söyledim.
Ben yatak odama gidip yatağa uzandım ve sıkıca örtündüm. Hande de mutfak masasını toplayıp yatak odama geldi. Elinde Vicks kutusu vardı ve “bunu sürdükten birkaç saat içinde hiçbir şeyin kalmayacak” dedi ve sırtımı dönmemi istedi. Yüzüstü pozisyon aldığımda üst tarafımı yukarı doğru sıyırıp kremi sürmeye başladı. Vicks çıplak bedenime ilk temas ettiğinde irkildim ve inledim elimde olmadan. Tırnakları uzun olmasına rağmen yumuşak dokunuşlarla kremi tüm sırtıma yaydı ve masaj yapmaya başladı. Omuzlarımı, boynumu ve belimi bir güzel okşadı. Elini eşofmanımdan içeri sokup popomu bile okşadı. “Kötü hastalanmışsın, alev alev yanıyorsun” diye fısıldadı kulağıma. Nefesi sıcacıktı. Asıl alev alev yanan onun nefesiydi.
O hasta halimde bile serleşmiştim ve penisimin başı ayaklarımı gösterdiği için acı duyuyordum artık bu sertleşmeden. “Biraz da göğüs bölgeme sür” diyerek sırtüstü döndüm ve dönerken de ona çaktırmamaya çalışarak penisimi düzelttim. Resmen kemik gibi olmuştu. Hande gülümseyip hemen kremi göğsüme sürüp okşamaya başladı. İlk önce bacaklarını aralayıp bacaklarımın üstüne oturmuş ve kremi öyle sürüyordu ki biraz sonra penisimim üzerinde poposunu oynatıp göğsümü öyle okşadığını fark ettim. Kremi güzelce sürdükten sonra göğsüme ve sırtıma birer havlu koyarak beni sımsıkı sardı ve güzelce örttü. Benden yedek anahtarımı isteyip “Pelin’i okuldan almam lazım, onu eve bıraktıktan sonra tekrar gelip seni yoklarım, sen uyumaya ve dinlenmeye çalış” diyerek yanağıma sıcak bir buse kondurup ayağa kalktı. Birden panik olmuştum.
“Buraya geldiğini Pelin bilmesin, uygun olmaz” dediğimde “merak etme, ben gerekeni söylerim” diyerek evden ayrıldı.
Yatağımda bir yandan terlerken bir yandan da düşünüyordum. Bu kadının bana vereceği gün gibi belliydi; bugün olmazsa yarın kesin verecekti. Dul ve özgür bir kadın da olsa Hande’nin bir öğrencimin annesi olması midemi bulandırıyordu.Daha ilk gençlik çağlarımdan itibaren öğrencilerimle anneleri ya da başka yakınlarıyla komşularımla, aynı okulda çalıştığım meslektaşlarımla cinsel ilişkide bulunmama prensiplerini edinmiştim. İçinde bulunduğum durumda ise ya bir taşbebek kadar güzel bir hatunu görmezden gelen bir hödük olacaktım ya da prensiplerinden ödün veren adi herifin teki olup çıkacaktım. “Adi olmak hödük olmaktan daha iyidir” diyerek çözümü bulmuştum fakat yine de bir şart koşmuştum kendime: İlk adım Hande’den gelirse sevişecektim onunla. Çözümü bulduk ya, huzur içinde uyuyuvermişim:)
Uyandığımda havanın kararmış olduğunun, sırılsıklam terlemiş olduğumun ve ışığı yanmakta olan mutfaktan bir takım seslerin gelmekte olduğunun farkına vardım. Terliydim fakat oldukça iyi hissediyordum; 2-3 saat içinde resmen iyileşmiştim. Mutfağa gidip Hande’yle 1-2 dakikalık hoşbeşten sonra terimin soğuduğunu hissettim. Yine bankonun önünde olan Hande’nin biçimli kalçalarını saran eteğine baktığımda içinde külot olmadığını ya da g-string (ipdon) giydiğini anladım. “Oha be ya” dedim kendi kendime. Kadın resmen kızını eve bıraktığında külot değiştirmişti. Bu karıyı sikmek farz olmaktan çıkıp artık şart olmuştu:) İzin isteyip duşa girdim.
Duşta başımı şampuanlayıp vücudumu sabunlamaya başlamıştım ki sırtımdaki kremleri nasıl temizleyeceğimi düşünmeye başladım. Sabunlanırken kullandığım kese bazı yerlere yetişmeyebilirdi. Ben göğsümü ve bacaklarımı sabunlarken Hande girdi içeri. Girer girmez de “bir şeye ihtiyacın var mı?” dedi. Biz, tabii ki, daltaşak meydanda bir haldeyiz. “Sırtımı sabunlarsan çok sevinirim, yetişemiyorum da” dedim.
“Dur, ben geliyorum hemen” deyip dışarı çıktı ve 2 dakika sonra göğüslerini örttüğü bir havluya sarınarak içeri girdi. Keseyi sabunlayıp boynumdan başlayarak sırtımı ovmaya başladı. Hande keseyi sert bir şekilde sırtıma bastırdığında ben gayri ihtiyari sallanıyordum ve sikim taşağım da sarkaç gibi salınıyordu. Omuzlarımdan sırtıma ve popoma kadar güzelce ovdu sırtımı. Ardından da popomun arasını sabunlamaya başladı. Sabun popomun arasında kayıyor ve Hande’nin elinin her harekette testislerime temas ettiğini hissediyordum. Suyu açıp sırtımı bir güzel yıkadı ve dönmemi istedi. Benim alet haliyle kemikleşmiş ve “selam dur” vaziyette karnıma değiyordu. Sabunu beze sürüp omuzlarımı ve göğsümü sabunlamaya başladı. Anlaşılan acelesi yoktu Hande’nin, benim de yoktu zaten, her anın tadını acele etmeden doyasıya çıkarmaya karar verdim ben de.
Önümde yavaşça eğilip göğüslerimden karnıma doğru ovmaya ve okşamaya başladı. Artık o dolgun dudaklarıyla benim kobra arasında birkaç santim kalmıştı. Sikimi de bir güzel sabunlayıp okşadı. Artık lifi bırakmış elleriyle okşuyordu aletimi sanki otuz bir çektirircesine. O an başından tutup sikimi ağzına sabunlu sabunlu sokmak istedim fakat adiyiz dediysek bu kadar da adi değiliz hani; sonra kadıncağız ishal falan olurdu neme lazım:) Suyu açıp bir güzel durulandım aceleyle. Havluya sarınmamla gözleri açıldı hayretten. “Burada değil, seni ilk arzuladığım yerde” dedim ve elinden tutup banyodan çıkardım. “Giyin ve mutfağa gel” dedim. Mutfağa gidip bir sigara yakıp onu beklemeye başladım. Geldiğinde tamamen giyinikti. Ayakkabılarını da giymesini söyledim. Üzerinde beyaz bir büstiyer ve siyah, pleli bir etek vardı. Uzun, sarı saçları, ela gözleri, uzun boyu ve biçimliyle vücuduyla nefes kesiciydi tek kelimeyle. Ayağa kalkıp boynundan ve belinden yakalayıp üst dudağından öptüm uzunca. Boyu uzun kadınla ayakta öpüşmek gerçekten çok hoş oluyor, yatakta boyun pek önemi olmasa da:) Kısa boylu biriyle ayakta öpüşmeye kalktığınızda ya o ayak parmaklarının ucunda yükselmeye çalışıyor ya da siz kamburlaşmak zorunda kalıyorsunuz. Sırtını bankoya dayadım öpüşmeye devam ederken. Sertleşen sikimi kasıklarında hissettiğinde inleyip sol bacağını bacaklarıma doladı sertçe.
Porn hikayeleri - Mobil porn hikaye - Mobil hikaye - Mobile porn - Mobile sex - +18 hikaye - adult hikaye - porno hikaye - uzun porno hikaye - konulu porno hikaye - teyze sex hikayeleri - anne sex hikayeleri - yenge sex hikayeleri
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
merhaba ben istanbuldan metehan yaş 37 boy 172 kilo 78
YanıtlaSildiksiyonu düzgün güvenilir efendi kadın ruhundan iyi anlayan İST ve cevre illere seyahat sorunu olmayan birisiyim lütfen 20 yaş üzeri ne istedğini bilen hijyen ve gizliliğe önem veren bayanlar arasın
tel 539 567 36 40 skyp sexylife_34@hotmail.com