acı sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
acı sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Nisan 2015 Pazartesi
20 Nisan 2015 Pazartesi
Nefret Sözleri
Bir şey söyle bana. İçimdeki kayayı kaldırıp atacak bir şey söyle.
Nefes alabileceğim bir şey de bana!
Seni hatırlatan her şeyde, katledilmiş mutluluklarım var. Her gülüşüm kanla karışık yağmurlu şimdi..
Boynu bükük duruyorsam eğer; içimden öyle geldiği için değil, yüreğimden gidenler olduğu içindir!
Sessizliğim, suskunluğum, sözlerim, şiirlerim, hepsi de işgal altında..
Bize bir dünya verdiniz ama uğrunda yaşanılacak bir şey vermediniz!
Kimsenin bilmediği intiharlarım var benim, yaşamdan kopmuşçasına kaçışlarım var insanlardan..
Nefret ediyorum senden, benim yüzümü güldürüp için için ağlatan hayat..
Gözlerin rengini bir türlü çözememiştim, ama artık anladım..
“Kahpe rengi”ymiş..
Bana geri ver ıslanmamış gülen gözlerimi! Bana geri ver kararmamış güzel günlerimi! Bana geri ver tükenmemiş büyük sevgileri!
Bana geri ver hepsini geri ver!
Sildim anılarımdan seni. Hiç merak etmiyorum, seviyormusun artık beni. Kafam, ruhum, bedenim sensiz! Eminim, mutlusundur bensiz..
Aşırı sevmişim galiba, sıkılmış beyfendi! Kaldıracak yürek yokmuş demekki! Hadi tutana AŞK olsun s-ktir git şimdi!
Hayatımın dağınıklığını toplamayı bıraktım, şimdilerde kırış kırış olan ruhumun buruşukluğunu ütülüyorum..
Tutulmayan sözlerde yitirdim masumiyetimi,
kelimelerim bu yüzden keskin ve asi..
Yaşadığım falan yok, sadece ölmezden geliyorum..
İlan! Sahibinden satılık temiz yalnızlık. Hüzün ve gözyaşı manzaralı; bahçesinde nifak tohumları ekili ve ölüme sıfır..
Kırk yıllık, kırık bir hatır bıraktım fincana, kahvesinden değil; bıraktığın dudak izlerinden..
Öyle bir öleceğim ki; 'intihar' bilim dalı olacak..
Ağlamaktan yaş mı kaldı gözlerimde damlayacak..
Bu halimden anlamayan ölünce mi anlayacak?
Eskiden karanlıktan korkar, yağmurdan ürperirdim.
Şimdi karanlıklar sırdaşım, yağmurlar göz yaşım oldu..
Aklıma düştükçe bakışların, bir hüzün şarkısı kırılır kalbimde,
ki canıma batıyor kırıkları her defasında..
Nasıl bir masalmış bu hayat denen efsane?
Bir türlü mutlu sonu yazamadık be anne..
Çürümüş bir et parçasından tek farkım,
üzerimde sinekler uçuşmayacak kadar yalnızım..
Haykιrsam dünyaya anlamazlar derdimi. Yaşamak güzel deyipte kandιramıyorum kendimi..
Bu Aralar Ne Yaptığım Hakkında Hiç Bir Fikrim Yok.
Zaman Geçsin Diye Yaşıyorum Resmen..
Bileklerini değil ama, dileklerini kesen yaralı genç;
Aşırı umut kaybederek, hayata isteklerini yumdu..
Bitti mi söyleyceklerin, yıllarca biriktirdiklerin, buruşuk kağıtlar gibisin, sen ve gereksiz cümlelerin!
Ağlamayı öğrenip gülmeyi bilmelisin, aşk kumar gibidir dikkat etmelisin, oynadığın zar değil "kalp" bilmelisin!
Beynimde intihar çiçekleri açmış. Her gözyaşımda biraz daha büyüyor çığlıklarım. Sonunu getiremediğim hikayelerim var benim, 1 2 3 tıp! Daha kaç hakkım kaldıki yaşamaya?
Kış bahane aslında.
Sahte insanlar soğutuyor dünyayı..
Rahat battığı için sevdik bazılarını.
Manyaktık çünkü. Yalnızlığın kıymetini bilemedik..
Sana olan aşkımdan ne mi oldu? Ben kitap sahibi oldum, sen de o kitabı okuyan herkesin küfrettiği karakter!
Vazgeçiyorum senden ey canım olurmusun diyen kalp.
Benim ibadet ettiğim kıbleye, sen niyet edemezsin..
Gözlerim öyle derinden gülerken, beni ağlatmayı kimden öğrendin?
Tabutlara sığmayacak kadar intihar var, şeytanın siparişi. Dünyanın ninnisi olmuş sirenler. Ya Rab bizi özler..
Küfretsem hayata bütün kinim gider mi? Kendi kafama sıksam her şey orda biter mi?
Sessiz sessiz sindireceksin.
Ya da geçip hayatın önüne, yüzüne yüzüne indireceksin!
Anılar biriktikçe sisleniyor aşklarda. Yitiriliyor serüven duygusu ki o zaman şeytanımı koluma takıp gitmeliyim, yeni bir cehennem kurmalıyım kendime..
Karanlıkta üşümek ne ki? Varsın dökülsün kanatlarım..
Siyah mı aksaydı gözyaşım.
Mutlu olman için kan mı kusmalıydım?
Git hayatımdan! Değersiz değil senin kadar anılarım..
Organlarım Gibi Senide Bağışlıyorum Artık,
İstediğin Kişinin Gözü, Kulağı Olabilirsin!
Ben en azından katilimi tanıyorum. Sen sevilmediğin gönüllerde kim vurduya gideceksin..
Bir gün beni hiç anlamadıklarını farkettim.
O günden sonra doğruyu söylemek hiç gelmedi içimden..
Allah'ım bize 1 veriyorsan millette 3 ver, yeter ki bizde olanlarda gözleri kalmasın..
Sen benden ayrılmaya karar verecek kadar küçüldüysen, ben senin uğrunda ölümü göze alacak kadar büyüdüm demektir..
Yanımda olmaya korkanın aklımda ne işi var? Git!
Nabzı ayağa düşmüş bir kalbin çarpıntısı olamam..
İnsan yaşamak için savaşlara girer hayatında, sevmek için kalbine sözler yazar her gece! Sen kalbimi yaşayacak kadar mükemmel değilsin.
Hayatımı zehir edecek kadar şerefsizsin!
Sen Artık Kısa Cümlelerimin Sonunda Keşke Olmasaydın Hitabında Cümlelerimsin. Sen Aslında Keşke Olamayacak Kadar Aciz,
Hatırlanmayacak Kadar Değersizsin!
Sen şarkılarımda ne bi prens olabilirsin. Ne de şiirlerime destan olabilirsin.
Sen sadece yalan sevgilerin, yalan insanı olursun YALANCI!
Ben hayata adınla başladım. Sevginle gözlerimi açtım.
Şimdi sevginle ağlıyorum, adından nefret duyuyorum..
Öyle Bir Çekileceğim Ki Senden!
Bütün Nüfusunu Göç Vermiş Köy Gibi Kalacaksın..
Ardından Karakterimi Hiç Bozmadım.
Ama Ağzım İçin Aynısını Söyleyemem!
Kimin yanında olduğun umrumda bile değil,
bir gün bana ait hayallerinle geberip gideceksin!
Canımı Yaktın Diye, Bende Başkasının Canını Yakacak Değilim!
Aksine Onu Öyle Mutlu Edeceğim Ki;
Yerinde Olmadığın Her Güne Lanet Okuyacaksın..
Günahına kadar sevdiklerim var,
Birde sevabını bile istemediklerim..
Seni soruyorlar: öldü mü diyeyim, yoksa dönecek mi?
İkiside imkansız değil mi? Çünkü biliyorum, asla geri dönmezsin.
Ve biliyorsun, sen benim için asla ölmezsin..
Seninle gönül nikahımız düştü.
Artık yüreğin, yüreğime haramdır..
En acı ölümleri istiyorum.
İçtiğim sigaraları söndürürken tenimde.
Biraz daha batırıyorum yıldızları kalbime.
Biraz daha canım yansın diye.
Biraz daha öleyim diye.
Şimdi öyle hiç kimsesin ve öyle yoksun ki içimde,
duyduğum nefret sıradan bir refleksten ibaret!
Geri dönme ihtimalin, bir Türk filminde kör bir adamın kaza sonucu yeniden görebilmesi kadar absürt ve imkansız biliyorum! Bu yüzden "Nayır" dönme, n'istemiyorum!
Şu an bir yabancı gibi görünen yüzler, bir zamanlar tanıdık gelenlerdi..
Beni kaybetti sihirbaz değil, şerefsizdi..
Bir insandan soğuduysam, Romayı yaksa ısınmam!
Seni ilk gördüğümde yüreğim ağzıma gelmişti!
Keşke o an tükürseydim..
Yedi rengi görmeyen bir çocuktum büyüdüm.
Gölge gibi bedensiz bir hayata büründüm.
İnsan yüzü görmeyen bir diyara sürüldüm.
Yarını hiç bilmeyen bir dündüm bir bugündüm.
Hayat çok güzeldi durduk yere üzüldüm.
Her doğum günümde neden bir yaş küçüldüm?
O senin varlığını kaybederek sihirbaz olduğunu kanıtladıysa.
Sende onu kalbine gömerek cellat olduğunu ispatlayacaksın!
Hüzünlü Sözler
Ve bir anda hayallerin alt üst olur..
Yalnızlığa alış, kefen bile bir kişilik...
Hiç kimseyi, yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum..
Kimsenin beni mutlu etmek zorunda olmadığını biliyorum da.
Neden kimse beni mutsuz etmek zorunda olmadığını bilmiyor!
Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor.
Etrafımdaki herkesin birer yalandan ibaret olduğunu biliyorum.
Bu yüzden yalnızlığı seviyorum.
Güvenmek hiçbir zaman problem değil. Güvenebilirsin ama inanamazsın.
Asıl mesele şüphe etmeden inanmakta..
Uyku düzeni bozulmuş bir yalnızlığa uyanıyorum her gece.
Mutluluğun sadece adı var..
Beni en çok mutlu eden sensin şu hayatta.
Bu yüzden öldüğümde değil, her güldüğümde hakkını helal et bana..
Ben seni ölüm gibi sevdim. Son durağım ol diye..
Seninle kurduğum hayalleri başkasıyla yaşayacak kadar güçlü değilim..
Bırakın şimdi unuttum, sevmiyorum laflarını..
Uzaktan gelen birini ona benzetip yüreğiniz ağzınıza gelmedi mi ?
Bugün bir devrim başlattın yüreğimde.. Koca bir "Hiç" olmayı başardın en sonunda. Gözünaydın bittin bende..
Gel Benimle Mutluluğun Suç Olmadığı Yere Gidelim..
Hepimizin, son kez de olsa sarılmak istediği birisi vardır..
Ad koyunca büyüsü bozulur diye; isimsiz, izinsiz, içinden sev beni..
Aslında kötü günlerde sevilmeli kim yanında anlıyorsun..
Kim oynadı mutluluğun ayarlarıyla yine! Görüntü var, ses yok..
Ölümü madem sen bana öğrettin, tetiyi sen çek..
O kadar çok ölen var ki içimiz de, artık hepimiz yürüyen mezar gibiyiz..
Umuda, sevdaya, özleme kapalıyım..
Bir huzura açığım, birde ölüme!
Boşver çaya kaç şeker atsam, yemeğe ne kadar tuz katsam diye düşünmeyi dostum, masum çocuklar öldüğünden beri tadım tuzum yok benim..
Yaşadıkça düzelmiyordu hayat, tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin..
Mutluluk, size mutsuzluk veren şeylerden şikayet etmeyi bıraktığınızda gelecektir..
Bazen sırf onunla karşılaşma umuduyla bir yerlere gidersin..
En çokta sana sustum, duymadın mı?
Sadece öylece durup izlemeyi istedim bir meleğin ellerindeki ölümümü..
Bir kızın ağlarken konuştuğu ses tonu kadar masum çok az şey vardır..
Zor demi profiline bakıp bakıp hiç bir şey yapamamak..
Sen; aklım ve kalbim arasında kaldığım en güzel çaresizliğimsin..
Kimse bana "iki yüzlü değilim" demesin arkadaş! Hangimiz yüzümüz gülerken, kalbimizin ağladığını belli ettik ki..
Kimse duymasın diye sessizce ağlamaya çalışırsın ya ne acıdır o..
Ağlıyordum.. O gidenler, "sen iyi bir insansın" diyordu, ve hiç biri de aslında "iyi insan" sevmiyordu...
Seninle kavga etmeye bile korkardım. Olurda biri gelip "ayırır" diye..
Yokluğun çok uzun sürdü, özledim eski seni, gittiğinde öyle bi darbe vurdun ki bitkiselim..
Afrikaya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde "tok karnına" yazıyordu." (Charkes Bukowski)
Öyle içten ki.. Öyle yüreğimin en derininde ki yerin.. Çıkarı yok.. Çıkası yok.. Çıkarasım yok...
Bazen, intihar etmek için başınıza silah dayamanıza gerek yok! Yastığa dayasanız yetiyor, yalnız başınıza..
Yazılan her satır alındaki çizgilerden bir iz taşır. Ama yazmak için illa yaşlanmak gerekmez, hayat insanı yirmisinde de kocatır..
Bak kalbime benim kararttılar içini.. Doldurdular nefreti ta ilkokuldan beri..
Gülmek her zaman mutlu olmak için değildir. Bazen öyle gülmeler vardır ki; en büyük acıları gizlemek içindir..
HAYAT, Bağıra Bağıra Susmayı Öğretir İnsana. ÇIĞLIK ATAN SESSİZLİĞİ, Gülerken Ağlamayı ve DENİZE DÜŞMEDEN YILANA SARILMAYI..
Gülen Gözlerime Bakıpta Sanma Bu Gönül Bahtiyardır, Benim Attığım Her Kahkahada Binlerce Gözyaşı Vardır..
Herkesi tersliyorum şu ara.. solundan mı kalktın diyorlar? Hayır ben değil, o kalktı solumdan diyemiyorum..
Sol yanım daha çok acıyor bugünlerde, o galiba, yine birilerini seviyor..
Bazen Yüreğim Parçalanıyor Gibi, Ölecek Gibi Oluyorum Sanki. Bazıları 112 Arayalım Der Ama Aslında Aradığım Yüz O'nunki..
Gitmek için sebep çoktur ama sevmeye bahane arar kalan. Unutma, kapının koluna uzanacak yaşa geldiğinde, gitmeyi öğrenir insan..
"Görüşürüz" Der Gitmeden Önce. Bir Daha Görüşemeyeceğini Bilerek Bakarsın Ona ve Sadece "Gör, Üşürüz" Dersin Sessizce..
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, Şükredeceğin bugünün olmaz!
Kaçması en zor olan hapishane, içerisine kendi isteğinle girdiğindir..
Soluklarıma kadar çektiğim yokluğun, ciğerlerimi yakıyor..
"Günaydın" bile yazmıyoruz artık birbirimize. Çünkü, ne ben senin için, ne de sen benim için uyanıyorsun her yeni güne..
Hayat Nasıl Gidiyor.. Diye Soranlara Seni Gösteriyorum Arkandan. İşte Diyorum, İşte Böyle Gidiyor!
Yokluğun çok uzun sürdü, özledim eski seni, gittiğinde öyle bi darbe vurdun ki bitkiselim..
Yalnızlık nedir diye sorsalar; 5 gündür bitmeyen telefon şarjım derim..
Birgün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun.. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun!
Her evde bir tencere kaynar ama, tencerede kaynayan ET mi? DERT mi? KIMSE BİLEMEZ..
Artık ikimizde yalnızız.
Sen yalnızlığın gülen yüzü, ben başlı başına hüsran...
Tarif edemediğimiz duygular, tahammül edemeyeceğimiz hal aldığında, yaşarız en büyük pişmanlıklarımızı..
Sanmayın ki mutluyum. Attığım her adımda eceli bekliyorum, konuştuğum her kelimede ölümü sayıklıyorum..
Boşverin denizi karayı da söyleyin; sahi dünyanın kaçta kaçı insan...?
Bir şeylerin dışındayım, biliyorum...
Daha doğrusu, bir şeyler bensiz sürüp gidiyor...
"Kadınlara çok güvenme onlar mutlaka giderler" demiş dedem babama ve şöyle eklemiş: bak annene, benden önce öldü işte..
Neyse yoksun kaç zamandır, hem iyi oldu bu. Uzun zaman olmuştu gözlerinde ölmeyeli..
Yeterince dürüstsen, fazlasıyla aşık ve gerçekten seviyorsan, hazırsın demektir; artık mutsuz olabilirsin..
Hani iftar vaktine yakın susar ya insan, yokluğun o denli yakıyor beni! öyle ne zaman okunur burda ezan? Bir yudum su gibi özledim seni...
Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; bense hep arkandan ağladım.
Yalnızlığmda çoğalıp, kalabalıkta eksiliyorum. Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığım; ne yana dönsem sana çarpıyorum..
Ben kelebek olmaya da razıyım, yeter ki bu dünyada bir gün mutlu olayım..
"Her şeyden biraz kalır" diyordu hayat.. Kavanozda biraz kahve, kutuda bir kaç sigara, insanda biraz acı.
Herkesi tersliyorum şu ara.. solundan mı kalktın diyorlar? Hayır ben değil o kalktı solumdan diyemiyorum!
Aramızda ki yaş farkını sorun etme, senden biraz fazla ağlamışlığım var hepsi bu..
Gözlerine Baktığımda Kayboluşumun Nedeni "Gözlerindir" Sanma. Her İnsan Kendini Kaybolmuş Hisseder Boşluğa Bakınca..
Evine haciz gelmiş fakirler gibi: çok koydu giderken götürdüklerin. Hiç değilse gülüşümü bıraksaydın, ana yadigarıydı..
Yalandan kim 'ölmüş' diyorlar bide.. O bana 'Seni Seviyorum' yalanını söylediği günden beri yaşadığım söylenemez!
Acı iştahı açar demişti anneannem. Harbidende öyleymiş. İnsan acı çektikçe daha çok istermiş!
Nedir bilemiyorum; sana bakınca kendimi görüyorum, sana gelirken kendimden gidiyorum; Ve senden giderken kendime gelemiyorum..
Gel seninle bir kez daha ağlayalım. Yaşanmışlara, yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanmayacaklara..
Ben yaşamayı öğrendiğim için mutluyum. Yaşamayı sevdiğim için değil!
Aynaya bakıyorum ve söylüyorum karşımdaki kişiye: mutluluk rolü kimseye yakışmamıştı sana yakıştığı kadar..
Dün yine hiç tanımadığım bir erkeğe sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim..
Kişisel bir tavır olarak alma.. hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra, sadece seni değil kimseyi umursamıyorum.. hepsi bu.
Fena halde kimsesizim bugünlerde, bildiğin gibi değil. Eğer bilseydin zaten, "kimsem" olurdun bi koşuda..
Üşürsün sevgili..! Kıyafetlerin yetersiz kalır yokluğuma.. Hadi al "ömrümü" üzerine..
Aşk diye bir şey yaşıyorum. Ne tek taraflı demeye dilim var ne de karşılığı olduğuna ispatım..!
"Bir uçurumun en ucundayım.
O kadar yokum ki görmüyorlar!"
“Veda etmeden gidilmez çocuk.
Bu vedadan sayılmaz çocuk.
Bir melek ölürken,
Böyle sessiz durulmaz çocuk”
Siz de çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?
Otobüste annesinin göğsüne başını koyan küçük çocuğun yerinde olmayı istemekle, gözlerinin dolması arasında geçen o kısa süre anlatır herşeyi..
Düzenli bir ilişkimiz hiç olmadı, bizimkiler hep üzenliydi..
Mutluluğun gözu kördür, yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, öbürü uykusunda bile bağırır..
Hayatımın ''tamam kapatın beni, sıkıldım'' dönemindeyim..
"Uyusun da büyüsün" ninnileriyle büyüyen insanlık! Uyudun, büyüdün. Bi zahmet uyan artık..
"Unuttum" diye bağırmak isterdim ardından; "Özledim" diye avaz avaz susmaktansa..
Aşırı yağan gözyaşı nedeniyle, bugün o'kul yine katil ilan edildi..
Zaman lazım sadece, unutacaksın! Nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını. Kırılan kalbini de öyle unutacaksın..
Huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar. Bana biraz bahar gerekiyor. Çok üşüdüm..
Artık benim değilsin, aklımda, bedenimde, beynimin didik didik her köşesinde olsanda, başkasına aitsin..
Hiçbir şey yaşamaya değmezmiş demiştim yanılmışım, her şey yaşamaya değermişte sen hiçbir şeye değmezmişsin!
Herkes kendi dağında yaşar mevsimleri, ne senin kışın beni üşütür, ne de senin sıcağın beni ısıtır..
Mümkün müdür bu aşkında kürtajı? Seni daha fazla büyütmeden içimde..
Yarım kalan hikayeydik demiştin. Biz daha kitap olamadık ama; çok sattı ihanetin!
Kollarıma bakma ben en büyük façayı hayallerime attım..
Sevdiğini kaybeden insanın gülümsemesinde bile bir hüzün vardır..
Dikişlerim sağlam, kimseler bilmez ki nasıl kanar içim, saklar yüzüm..
Karanlığın pezevenk olup beni yalnızlığa satmasına, yalnızlığın fahişe olup benle yatmasına alıştım artık ''ANNE''!
Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı sevmeyi, ölünceye kadar reddedeceğim..
Dinmeyen yaş yürek yakar ya...
Buz gibi yokluk da can koparıyor candan bilesin!
Etrafıma ördüğüm duvarın tuğlalarını bana siz verdiniz...
Saçlarım belimi geçti, sırtımdaki bıçaklar artık görünmüyor değil mi annem?
Yorgunum ve hiç kimseyi anlayacak takatim yok. Bir çocuk kadar beklentili, bir ihtiyar kadar suskunum şu sıralar..
Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar. Kiminin ruhu, kiminin beyni, ve birçoğunun bir kalbi yok..
Mutlu ol onunla. Hatta bende bir parça mutluluk kalmışsa onu da vereyim mutluluktan geberin..
Bilemedim ki hangisi daha zor;
incinmemek,
incitmemek,
incitene dua etmek.
(Serdar Tuncer)
''Ayrıldık.. üstümden bi ağırlık kalktı'' demişsin.
Sana yüklediğim anlamdı o! Artık eskisi gibi 'Hafifsin'..
Gitsen de, kalsan da ve hatta ölsen de sakin ol. Kimsenin umrunda değilsin..
Mutluluk mu? En son küçükken annem bana oyuncak bebek aldığında yaşamıştım o duyguyu..
Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması. 'Ben' deyip susması, 'Sen' deyip ağlamaklı kalması..
Ağlanacak halimize gülüyoruz deyip kızıyorlar! O da bir şey mi! Ölünecek halime yaşıyorum ben..
İnanması zor, katlanması güç ama, alışıyor insan bir müddet sonra yaşamaya. Sırtının ortasında onlarca bıçakla..
Bir boğazın ayırdığı iki kıta gibiyiz seninle;
senin orada ışıkların yanıyor, benim ise burada ciğerim..
Ne deliyim ne körüm. Ne sağırım ne sayrı. Mutluyum kısacası. Ve hiçbir şey istedigim yok. Senden felek. Ama yine de. Ucuz olsun ekmek. Ve pahalı olsun insan hayatı…
Burada bir kez daha başlıyorsa gurbet imtihanı,
Ölmek değil bir daha görmek intiharım..
Annem bile böyle vicdansızca vazgeçirmedi beni sütünden. Alıştırdı önce. Sen, sensizliği öğretmeden gittin benden. Bencilce..
Ölüm meleği değildi belki, ama adımları can alıcıydı gittiğinde. Adı mı neydi? Boşverin, hiç çomak kalmadı elimde..
Yalnızlık; şizofren diyaloğudur! Sen "gelecek" dersin inatla, için "gelmeyecek" der dürüstçe..
Babama sarılmak için parmak uçlarımda yükselirdim.
Şimdi babamdan uzunum babam yok..
Beni kötü biri olarak hatırlayın, hiç sakıncası yok. En çok iyi biri olduğumda zarar verdiniz!
Terk edilen birine 'hayat nasıl gidiyor' diye sorulmaz. Çünkü zaten tek sorun; hayatın devam ediyor olmasıdır..
Saklama yeteneği yüksek olan, güçlü biriyim. Hatta gözlerimden yaşlar düştüğünde bile şu iki kelimeyi söylerim: “Ben iyiyim.”
Biliyormusun, geçenlerde midemi yıkadılar! Doktor sordu ''en son ne yiyip içtin'' diye. O söyledi, ben yuttum diyemedim..
Ölüler toprağa gömülür, hatıralar yüreğe.
Toprak mı vefalı, yürek mi vefalı bilmiyorum..
Bazen üzüntüler, gözyaşlarının ulaşamayacağı kadar derindedir..
Senin gülerek çekildiğin fotoğraflara ben ağlayarak bakıyorum..
Bir kağıda "sensizlik" yazdım. Yine de çok hoşuma gidiyor. Çünkü sen'sizlik kelimesi bile sen'le başlıyor..
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak. Sabahı iple çekeceksin. Ne geceler rahatlatacak seni, ne gündüzler. Ölmeyi isteyip ölemeyeceksin..
Bu dünyada hiçbir şey görüldüğü, hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi..
Kelimelere haber saldım. Heceleri yağmur ile rüzgar getirdi. Şimşekleri gizledim sabrımda, ve şimdi gözlerimden oku sessizliğimi..
Ana-Baba kuzusuyken daha dün, şimdi kolu kırık, kanadı kırık..
Hiç bir şey yapmadan da yorulabiliyor insan.
Düşündükleri ağır geliyor mesela..
Bak sana Kayseriyi anlatayım; deniz yok ama bazen boğuluyorsun..
Göstermeyin Yüreğinizin Yangınını Kimseye.
Çünkü Odun Atacak Vicdansız Çok!
Sadece Susmak İstiyorum. Yalan İnsanları Kaale Almadan.
Haklıyken, Haksız Gözüksem Bile Kendimi Savunmadan.
Huzur Bulmak İstiyorum, Gözlerimi Kapayıp,
Kimseyi Anlamadan. Sessizliği Dinlemek İstiyorum..
Bir ihtimaldin hayatımda belkileri çok.
Bir ihtilal oldun keşkeleri yok.
Ve sen benim için bir yalandın
doğruları yok..
Çığlıklar geliyor; uzaklardan...
Orta yerindeyim, zamanın...
Varla, yok arası...
Belki, gecenin yarısı...
Belki de, sabahın tenhası...
Belleği tam, ufku geniş, kusurlu bir çocuk bu.
Aslında çiğ bir umut, bir gün bitecek emekliliğimiz.
Yaşlıydık doğurduğunuzda bizi, gençleşerek öleceğiz!
Hayat bir fotoğraf makinesi objektifi değil.
Ne yazık ki her karesinde gülemiyoruz..
Yalnızlığa alış, kefen bile bir kişilik...
Hiç kimseyi, yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum..
Kimsenin beni mutlu etmek zorunda olmadığını biliyorum da.
Neden kimse beni mutsuz etmek zorunda olmadığını bilmiyor!
Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor.
Etrafımdaki herkesin birer yalandan ibaret olduğunu biliyorum.
Bu yüzden yalnızlığı seviyorum.
Güvenmek hiçbir zaman problem değil. Güvenebilirsin ama inanamazsın.
Asıl mesele şüphe etmeden inanmakta..
Uyku düzeni bozulmuş bir yalnızlığa uyanıyorum her gece.
Mutluluğun sadece adı var..
Beni en çok mutlu eden sensin şu hayatta.
Bu yüzden öldüğümde değil, her güldüğümde hakkını helal et bana..
Ben seni ölüm gibi sevdim. Son durağım ol diye..
Seninle kurduğum hayalleri başkasıyla yaşayacak kadar güçlü değilim..
Bırakın şimdi unuttum, sevmiyorum laflarını..
Uzaktan gelen birini ona benzetip yüreğiniz ağzınıza gelmedi mi ?
Bugün bir devrim başlattın yüreğimde.. Koca bir "Hiç" olmayı başardın en sonunda. Gözünaydın bittin bende..
Gel Benimle Mutluluğun Suç Olmadığı Yere Gidelim..
Hepimizin, son kez de olsa sarılmak istediği birisi vardır..
Ad koyunca büyüsü bozulur diye; isimsiz, izinsiz, içinden sev beni..
Aslında kötü günlerde sevilmeli kim yanında anlıyorsun..
Kim oynadı mutluluğun ayarlarıyla yine! Görüntü var, ses yok..
Ölümü madem sen bana öğrettin, tetiyi sen çek..
O kadar çok ölen var ki içimiz de, artık hepimiz yürüyen mezar gibiyiz..
Umuda, sevdaya, özleme kapalıyım..
Bir huzura açığım, birde ölüme!
Boşver çaya kaç şeker atsam, yemeğe ne kadar tuz katsam diye düşünmeyi dostum, masum çocuklar öldüğünden beri tadım tuzum yok benim..
Yaşadıkça düzelmiyordu hayat, tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin..
Mutluluk, size mutsuzluk veren şeylerden şikayet etmeyi bıraktığınızda gelecektir..
Bazen sırf onunla karşılaşma umuduyla bir yerlere gidersin..
En çokta sana sustum, duymadın mı?
Sadece öylece durup izlemeyi istedim bir meleğin ellerindeki ölümümü..
Bir kızın ağlarken konuştuğu ses tonu kadar masum çok az şey vardır..
Zor demi profiline bakıp bakıp hiç bir şey yapamamak..
Sen; aklım ve kalbim arasında kaldığım en güzel çaresizliğimsin..
Kimse bana "iki yüzlü değilim" demesin arkadaş! Hangimiz yüzümüz gülerken, kalbimizin ağladığını belli ettik ki..
Kimse duymasın diye sessizce ağlamaya çalışırsın ya ne acıdır o..
Ağlıyordum.. O gidenler, "sen iyi bir insansın" diyordu, ve hiç biri de aslında "iyi insan" sevmiyordu...
Seninle kavga etmeye bile korkardım. Olurda biri gelip "ayırır" diye..
Yokluğun çok uzun sürdü, özledim eski seni, gittiğinde öyle bi darbe vurdun ki bitkiselim..
Afrikaya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde "tok karnına" yazıyordu." (Charkes Bukowski)
Öyle içten ki.. Öyle yüreğimin en derininde ki yerin.. Çıkarı yok.. Çıkası yok.. Çıkarasım yok...
Bazen, intihar etmek için başınıza silah dayamanıza gerek yok! Yastığa dayasanız yetiyor, yalnız başınıza..
Yazılan her satır alındaki çizgilerden bir iz taşır. Ama yazmak için illa yaşlanmak gerekmez, hayat insanı yirmisinde de kocatır..
Bak kalbime benim kararttılar içini.. Doldurdular nefreti ta ilkokuldan beri..
Gülmek her zaman mutlu olmak için değildir. Bazen öyle gülmeler vardır ki; en büyük acıları gizlemek içindir..
HAYAT, Bağıra Bağıra Susmayı Öğretir İnsana. ÇIĞLIK ATAN SESSİZLİĞİ, Gülerken Ağlamayı ve DENİZE DÜŞMEDEN YILANA SARILMAYI..
Gülen Gözlerime Bakıpta Sanma Bu Gönül Bahtiyardır, Benim Attığım Her Kahkahada Binlerce Gözyaşı Vardır..
Herkesi tersliyorum şu ara.. solundan mı kalktın diyorlar? Hayır ben değil, o kalktı solumdan diyemiyorum..
Sol yanım daha çok acıyor bugünlerde, o galiba, yine birilerini seviyor..
Bazen Yüreğim Parçalanıyor Gibi, Ölecek Gibi Oluyorum Sanki. Bazıları 112 Arayalım Der Ama Aslında Aradığım Yüz O'nunki..
Gitmek için sebep çoktur ama sevmeye bahane arar kalan. Unutma, kapının koluna uzanacak yaşa geldiğinde, gitmeyi öğrenir insan..
"Görüşürüz" Der Gitmeden Önce. Bir Daha Görüşemeyeceğini Bilerek Bakarsın Ona ve Sadece "Gör, Üşürüz" Dersin Sessizce..
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, Şükredeceğin bugünün olmaz!
Kaçması en zor olan hapishane, içerisine kendi isteğinle girdiğindir..
Soluklarıma kadar çektiğim yokluğun, ciğerlerimi yakıyor..
"Günaydın" bile yazmıyoruz artık birbirimize. Çünkü, ne ben senin için, ne de sen benim için uyanıyorsun her yeni güne..
Hayat Nasıl Gidiyor.. Diye Soranlara Seni Gösteriyorum Arkandan. İşte Diyorum, İşte Böyle Gidiyor!
Yokluğun çok uzun sürdü, özledim eski seni, gittiğinde öyle bi darbe vurdun ki bitkiselim..
Yalnızlık nedir diye sorsalar; 5 gündür bitmeyen telefon şarjım derim..
Birgün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun.. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun!
Her evde bir tencere kaynar ama, tencerede kaynayan ET mi? DERT mi? KIMSE BİLEMEZ..
Artık ikimizde yalnızız.
Sen yalnızlığın gülen yüzü, ben başlı başına hüsran...
Tarif edemediğimiz duygular, tahammül edemeyeceğimiz hal aldığında, yaşarız en büyük pişmanlıklarımızı..
Sanmayın ki mutluyum. Attığım her adımda eceli bekliyorum, konuştuğum her kelimede ölümü sayıklıyorum..
Boşverin denizi karayı da söyleyin; sahi dünyanın kaçta kaçı insan...?
Bir şeylerin dışındayım, biliyorum...
Daha doğrusu, bir şeyler bensiz sürüp gidiyor...
"Kadınlara çok güvenme onlar mutlaka giderler" demiş dedem babama ve şöyle eklemiş: bak annene, benden önce öldü işte..
Neyse yoksun kaç zamandır, hem iyi oldu bu. Uzun zaman olmuştu gözlerinde ölmeyeli..
Yeterince dürüstsen, fazlasıyla aşık ve gerçekten seviyorsan, hazırsın demektir; artık mutsuz olabilirsin..
Hani iftar vaktine yakın susar ya insan, yokluğun o denli yakıyor beni! öyle ne zaman okunur burda ezan? Bir yudum su gibi özledim seni...
Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; bense hep arkandan ağladım.
Yalnızlığmda çoğalıp, kalabalıkta eksiliyorum. Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığım; ne yana dönsem sana çarpıyorum..
Ben kelebek olmaya da razıyım, yeter ki bu dünyada bir gün mutlu olayım..
"Her şeyden biraz kalır" diyordu hayat.. Kavanozda biraz kahve, kutuda bir kaç sigara, insanda biraz acı.
Herkesi tersliyorum şu ara.. solundan mı kalktın diyorlar? Hayır ben değil o kalktı solumdan diyemiyorum!
Aramızda ki yaş farkını sorun etme, senden biraz fazla ağlamışlığım var hepsi bu..
Gözlerine Baktığımda Kayboluşumun Nedeni "Gözlerindir" Sanma. Her İnsan Kendini Kaybolmuş Hisseder Boşluğa Bakınca..
Evine haciz gelmiş fakirler gibi: çok koydu giderken götürdüklerin. Hiç değilse gülüşümü bıraksaydın, ana yadigarıydı..
Yalandan kim 'ölmüş' diyorlar bide.. O bana 'Seni Seviyorum' yalanını söylediği günden beri yaşadığım söylenemez!
Acı iştahı açar demişti anneannem. Harbidende öyleymiş. İnsan acı çektikçe daha çok istermiş!
Nedir bilemiyorum; sana bakınca kendimi görüyorum, sana gelirken kendimden gidiyorum; Ve senden giderken kendime gelemiyorum..
Gel seninle bir kez daha ağlayalım. Yaşanmışlara, yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanmayacaklara..
Ben yaşamayı öğrendiğim için mutluyum. Yaşamayı sevdiğim için değil!
Aynaya bakıyorum ve söylüyorum karşımdaki kişiye: mutluluk rolü kimseye yakışmamıştı sana yakıştığı kadar..
Dün yine hiç tanımadığım bir erkeğe sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim..
Kişisel bir tavır olarak alma.. hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra, sadece seni değil kimseyi umursamıyorum.. hepsi bu.
Fena halde kimsesizim bugünlerde, bildiğin gibi değil. Eğer bilseydin zaten, "kimsem" olurdun bi koşuda..
Üşürsün sevgili..! Kıyafetlerin yetersiz kalır yokluğuma.. Hadi al "ömrümü" üzerine..
Aşk diye bir şey yaşıyorum. Ne tek taraflı demeye dilim var ne de karşılığı olduğuna ispatım..!
"Bir uçurumun en ucundayım.
O kadar yokum ki görmüyorlar!"
“Veda etmeden gidilmez çocuk.
Bu vedadan sayılmaz çocuk.
Bir melek ölürken,
Böyle sessiz durulmaz çocuk”
Siz de çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?
Otobüste annesinin göğsüne başını koyan küçük çocuğun yerinde olmayı istemekle, gözlerinin dolması arasında geçen o kısa süre anlatır herşeyi..
Düzenli bir ilişkimiz hiç olmadı, bizimkiler hep üzenliydi..
Mutluluğun gözu kördür, yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, öbürü uykusunda bile bağırır..
Hayatımın ''tamam kapatın beni, sıkıldım'' dönemindeyim..
"Uyusun da büyüsün" ninnileriyle büyüyen insanlık! Uyudun, büyüdün. Bi zahmet uyan artık..
"Unuttum" diye bağırmak isterdim ardından; "Özledim" diye avaz avaz susmaktansa..
Aşırı yağan gözyaşı nedeniyle, bugün o'kul yine katil ilan edildi..
Zaman lazım sadece, unutacaksın! Nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını. Kırılan kalbini de öyle unutacaksın..
Huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar. Bana biraz bahar gerekiyor. Çok üşüdüm..
Artık benim değilsin, aklımda, bedenimde, beynimin didik didik her köşesinde olsanda, başkasına aitsin..
Hiçbir şey yaşamaya değmezmiş demiştim yanılmışım, her şey yaşamaya değermişte sen hiçbir şeye değmezmişsin!
Herkes kendi dağında yaşar mevsimleri, ne senin kışın beni üşütür, ne de senin sıcağın beni ısıtır..
Mümkün müdür bu aşkında kürtajı? Seni daha fazla büyütmeden içimde..
Yarım kalan hikayeydik demiştin. Biz daha kitap olamadık ama; çok sattı ihanetin!
Kollarıma bakma ben en büyük façayı hayallerime attım..
Sevdiğini kaybeden insanın gülümsemesinde bile bir hüzün vardır..
Dikişlerim sağlam, kimseler bilmez ki nasıl kanar içim, saklar yüzüm..
Karanlığın pezevenk olup beni yalnızlığa satmasına, yalnızlığın fahişe olup benle yatmasına alıştım artık ''ANNE''!
Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı sevmeyi, ölünceye kadar reddedeceğim..
Dinmeyen yaş yürek yakar ya...
Buz gibi yokluk da can koparıyor candan bilesin!
Etrafıma ördüğüm duvarın tuğlalarını bana siz verdiniz...
Saçlarım belimi geçti, sırtımdaki bıçaklar artık görünmüyor değil mi annem?
Yorgunum ve hiç kimseyi anlayacak takatim yok. Bir çocuk kadar beklentili, bir ihtiyar kadar suskunum şu sıralar..
Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar. Kiminin ruhu, kiminin beyni, ve birçoğunun bir kalbi yok..
Mutlu ol onunla. Hatta bende bir parça mutluluk kalmışsa onu da vereyim mutluluktan geberin..
Bilemedim ki hangisi daha zor;
incinmemek,
incitmemek,
incitene dua etmek.
(Serdar Tuncer)
''Ayrıldık.. üstümden bi ağırlık kalktı'' demişsin.
Sana yüklediğim anlamdı o! Artık eskisi gibi 'Hafifsin'..
Gitsen de, kalsan da ve hatta ölsen de sakin ol. Kimsenin umrunda değilsin..
Mutluluk mu? En son küçükken annem bana oyuncak bebek aldığında yaşamıştım o duyguyu..
Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması. 'Ben' deyip susması, 'Sen' deyip ağlamaklı kalması..
Ağlanacak halimize gülüyoruz deyip kızıyorlar! O da bir şey mi! Ölünecek halime yaşıyorum ben..
İnanması zor, katlanması güç ama, alışıyor insan bir müddet sonra yaşamaya. Sırtının ortasında onlarca bıçakla..
Bir boğazın ayırdığı iki kıta gibiyiz seninle;
senin orada ışıkların yanıyor, benim ise burada ciğerim..
Ne deliyim ne körüm. Ne sağırım ne sayrı. Mutluyum kısacası. Ve hiçbir şey istedigim yok. Senden felek. Ama yine de. Ucuz olsun ekmek. Ve pahalı olsun insan hayatı…
Burada bir kez daha başlıyorsa gurbet imtihanı,
Ölmek değil bir daha görmek intiharım..
Annem bile böyle vicdansızca vazgeçirmedi beni sütünden. Alıştırdı önce. Sen, sensizliği öğretmeden gittin benden. Bencilce..
Ölüm meleği değildi belki, ama adımları can alıcıydı gittiğinde. Adı mı neydi? Boşverin, hiç çomak kalmadı elimde..
Yalnızlık; şizofren diyaloğudur! Sen "gelecek" dersin inatla, için "gelmeyecek" der dürüstçe..
Babama sarılmak için parmak uçlarımda yükselirdim.
Şimdi babamdan uzunum babam yok..
Beni kötü biri olarak hatırlayın, hiç sakıncası yok. En çok iyi biri olduğumda zarar verdiniz!
Terk edilen birine 'hayat nasıl gidiyor' diye sorulmaz. Çünkü zaten tek sorun; hayatın devam ediyor olmasıdır..
Saklama yeteneği yüksek olan, güçlü biriyim. Hatta gözlerimden yaşlar düştüğünde bile şu iki kelimeyi söylerim: “Ben iyiyim.”
Biliyormusun, geçenlerde midemi yıkadılar! Doktor sordu ''en son ne yiyip içtin'' diye. O söyledi, ben yuttum diyemedim..
Ölüler toprağa gömülür, hatıralar yüreğe.
Toprak mı vefalı, yürek mi vefalı bilmiyorum..
Bazen üzüntüler, gözyaşlarının ulaşamayacağı kadar derindedir..
Senin gülerek çekildiğin fotoğraflara ben ağlayarak bakıyorum..
Bir kağıda "sensizlik" yazdım. Yine de çok hoşuma gidiyor. Çünkü sen'sizlik kelimesi bile sen'le başlıyor..
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak. Sabahı iple çekeceksin. Ne geceler rahatlatacak seni, ne gündüzler. Ölmeyi isteyip ölemeyeceksin..
Bu dünyada hiçbir şey görüldüğü, hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi..
Kelimelere haber saldım. Heceleri yağmur ile rüzgar getirdi. Şimşekleri gizledim sabrımda, ve şimdi gözlerimden oku sessizliğimi..
Ana-Baba kuzusuyken daha dün, şimdi kolu kırık, kanadı kırık..
Hiç bir şey yapmadan da yorulabiliyor insan.
Düşündükleri ağır geliyor mesela..
Bak sana Kayseriyi anlatayım; deniz yok ama bazen boğuluyorsun..
Göstermeyin Yüreğinizin Yangınını Kimseye.
Çünkü Odun Atacak Vicdansız Çok!
Sadece Susmak İstiyorum. Yalan İnsanları Kaale Almadan.
Haklıyken, Haksız Gözüksem Bile Kendimi Savunmadan.
Huzur Bulmak İstiyorum, Gözlerimi Kapayıp,
Kimseyi Anlamadan. Sessizliği Dinlemek İstiyorum..
Bir ihtimaldin hayatımda belkileri çok.
Bir ihtilal oldun keşkeleri yok.
Ve sen benim için bir yalandın
doğruları yok..
Çığlıklar geliyor; uzaklardan...
Orta yerindeyim, zamanın...
Varla, yok arası...
Belki, gecenin yarısı...
Belki de, sabahın tenhası...
Belleği tam, ufku geniş, kusurlu bir çocuk bu.
Aslında çiğ bir umut, bir gün bitecek emekliliğimiz.
Yaşlıydık doğurduğunuzda bizi, gençleşerek öleceğiz!
Hayat bir fotoğraf makinesi objektifi değil.
Ne yazık ki her karesinde gülemiyoruz..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























.jpg)













